|
Obezite yani şişmanlık aslında bir anlamda basit bir matematik işlemin, alınan ve harcanan kalori hesabının sonucunda ortaya çıkıyor. Şişmanlığın ilk kuralına göre, salatalıktan zeytine, o anki enerji gereksiniminden fazla olarak yenilen her şey yağa dönüşüyor.

Şişmanlığın ikinci kuralı: Günlük kalori gereksinimine eşit oranda beslenmek. Her insanın boyuna, yaşına, aktivite miktarına ve metabolizmasına göre ihtiyacı olan kalori miktarı değişmektedir. Kilo almamak için ise gereksinmemizin üzerinde besin almamalıyız. Ama bu kalori miktarını her gün tutturmak çok zor. Günlük ortalama 1500 kalori ihtiyacınız olduğunu ve siz bu kaloriye ek olarak her gün 100 kkal (=1 ince dilim ekmek) ilave ettiğinizi varsayın. Ama fazladan alınan o birkaç kalori, aşırı derecede kilo almaya neden olabilir. İnsan bedenindeki bir kilogramın yaklaşık 7000 kaloriye denk gelmesi nedeniyle o bir dilim ekmek bir yılda ağırlığınıza fazladan 5 kilo ekler. Bunun dışında, daha hareketsiz bir yaşam tarzını benimsemeniz halinde yürümek yerine arabaya binmek, merdiven yerine asansörü kullanmak günde 100 kalori daha az yakmaya başlamanız ise bir yılda size 5 kilo aldırır.
Kilo almamızı etkileyen diğer bir faktör de genetik yapımız. Bazı genetik bilimcilere göre bazı insanlar yağ alma ya da yakma konusunda daha tutumlu olmasını sağlayan genler miras alıyoruz. Bedenlerimiz besini yağa dönüştürüp sonra da onu korumada çok başarılı.
Atalarımızdan bugüne kadar dünya da obezite oranı hiç bu kadar artmamıştı. Şişmanlık aslında genlerimizin, metabolizmamızın, çevresel faktörlerimizin, kültürel yapımızın ve sosyoekonomik statümüzün bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Atalarımızdan bugüne çevresel faktörlerimizin, kültürel yapımızın, teknolojinin getirdiklerini düşünürsek zaten şişmanlığın kaçınılmaz bir sonuç olduğunu görüyoruz.
|
|
|